Etiketler

, ,

Mezuniyet yemeği kostümüydü, yıllığa girmiş bulunmuş olmanın vermiş olduğu geç kalmışlık hissiydi, mezuniyet(!) zımbırtısıydı, çenesi gevşek bir dostun başlattığı ve zincirleme tepkime şeklinde ilerleyerek beni tarifsiz duygular ve düşünceler içinde bırakan olaylar silsilesiydi, iyice sarpa saran alan çalışmasıydı…

Tüm bunların üstüne bir de sevgili babacığım biricik semizotcuklarımı şaşırtıp daha önce şaşırttığımız kekikleri, fesleğenleri tekrar şaşırtıp seyreltmiş. Ki o kadar da demiştim:

Ama yine hiç etkili olmamış bu çıkışım. :(

Pek sevgili babacığım;

Eve elimde tohumluklar ve “kekik, reyhan, fesleğen, biberiye” tohumlarıyla geldiğim günü hatırlıyorum da “Her şey bitti şimdi de buna mı merak saldın?” demiştin elimdeki tohumlara küçümser gözle bakarken.

İlk ekimimi yaptığımda “Bunlar çıkmaz, burada olmazlar.” şeklinde bir öngörüde bulunmuştun.

Senden “domates, biber, maydanoz, roka, salatalık” tohumları aldığımda “Ben zaten bunları yetiştiriyorum, ne gerek var şimdi senin yapmana. Ziraatçı olsan kesin başka şeylerle uğraşırdın.” şeklinde değerlendirmiştin durumu.

Tohum ekimi, şaşırtması, fide yetiştirme hakkında internette yaptığım bilimum araştırmayı pek gereksiz görerek “Bunlar öyle kitaptan öğrenilmez, ziraatçılara baksaydılar köylüler aç kalırdı. Bir seferinde fındığa don vurmuştu, ziraatçılar da fındık kendine gelmez sökün tekrar dikin demişti köylü dinleseydi kaç sene mahsul alamazlardı. Seneye fındık öyle bir verdi ki hepsi şaşırdı kaldı. Yaa bunlar kitaplarda yazmaz.” diyerek kitap sevgini dile getirmiştin.

Bardaklara yaptığım streç filmli  “kara lahana, semiz otu, dere otu, tere, biber, ıspanak” ekimimi pek bir gereksiz görmüştün.

Hele kara lahanın fidesi satılıyorken tohumdan ekmek pek bir manasızdı sana göre.

Ama ince biber ekmem faydalı bir uğraşıydı çünkü turşusu çok güzel oluyordu.

Semiz otu sulak yerlerde olurdu, balkonda ne işi vardı. Çimlenmezdi çimlense bile büyümezdi.

Neyi şaşırtacaksam önceden söylemeliydim zira balkondaki toprağı öyle gereksiz yere harcamaya lüzum yoktu. Balkon zaten domates, salatalık doluydu.

Senin domates ve salatalıkların üzerlerine hiç düşmediğin halde benimkilerden daha gelişmişti fakat atladığın bir şey vardı ki şaşırtma yapılınca benim fidelerim daha hızlı büyüyorlardı.

Kısacası ben bir sürü farklı tohumla, yaptığım bir ton araştırmayla, denediğim yeni yöntemlerle, verdiğim emekle gereksiz bir uğraşı içerisindeydim.

Baba hiiiç kusura bakma ama bu kadar zaman içinde tüm bu tepkilerin, yaptıklarımı yan gözle süzmelerin heep göstermelikmiş ben dün bunu anladım. Semiz otlarımı benden habersiz şaşırtmana gerçekten çok içerledim hele bir de diğer şaşırttıklarımızı da seyreklemişsin. İnsan bir evladını bekler. 2-3 günde bir fotoğraflarını çekip, gelişimlerini inceleyen, atacağı her adımından önce bilgi alt yapısı oluşturan bendenizin bu kadarına da hakkı vardı.

Amaa tüm bunlar bir şeyi kanıtladı ki: Ben seni geçtim. Ho ho ho :D

O kadar laf ettiğin bitkiciklerimi şaşırtmak için evin arkasından toprak alıp balkona taşıman, semiz otlarımdan özellikle uzak durmanı belirttiğim halde benim yoğunluğumu fırsat bilip onları kendin şaşırtman, diğerlerini seyrekleştirmen… Sen de haklısın tabi bu kadar güzel bitkilere kimse hayır diyemez. Aa yoo teşekküre gerek yok, yaşım itibariyle ben yeniliklere daha açığım olur böyle şeyler. Haa tabi bir sürü olan tohumlarımdan bir dahaki sene sana tabi ki ödünç verebilirim.

Hahahah baba kabul et bu defa sen kaybettin ben kazandım. Hem de daha önce tecrübem olmayan bir konuda. ;)