Etiketler

, ,

Madagascar’ın ilk filmini seyretmiştim seyretmesine de aklımda bir tek çılgın penguenler, kral Julien ve tebaası kalmıştı. Hani bazı filmlerde olur ya bazı oyuncu/lar o kadar iyidir ki başrol oyuncusunu bile gölgede bırakırlar. Film deyince aklımıza o oyuncu/lar,  o oyuncu/lar denilince aklımıza o film gelir. Madagascar’da öyle bir animasyon benim için. Aslan, zebra, zürafa ya da su aygırının hiç biri bende Madagascar’a çağrışım yapmıyor. Penguenler ya da lemurlarsa direk aklıma Madagascar’ı getiriyor.

Aslında daha çok penguenler ön plandaydı benim için ta ki CNBC-e’de yayınlanan Madagascar penguenleri çizgifilmi, bizim için her hafta sonunun beklenen etkinliği olana kadar. Çizgifilmi keşfedişimizden sonra Kral Julien ve tebaası penguenlerle Madagascar’ın yıldızı oldu benim için.

Tabi bu karakterlerin bizi bir şekilde çekmesinde seslendirmenlerin rolü yadsınamaz derecede büyük.

“Yazdı, tatildi, can sıkıntısıydı, bir film izlesek ama ne izlesek?” derken penguenlerden yola çıkarak Madagascar 2’yi izlemeye karar verdik haftasonu. İzledik de. Aslında ben son 10-15 dakikasında filmi yarım bıraktım. Ne yalan söyleyeyim o zamana kadar sırf penguenlerle lemurların hatrına izledim.

Bence, bu bir çizgi animasyon olsa bile bir zürafanın bir su aygırına aşık olması ne kadar da saçma. Neyin kafasıdır anlamadım gitti. Zürafa  ♥ su aygırı… Iyyk! Ne kadar da çirkin. Bir tek beni mi rahatsız etti bilmiyorum ama Madagascar sırf bu saçma ilişki yüzünden beni hiç sarmadı. Öyle ya da böyle şu doğanın bir kanunu var, zürafa ve su aygırını bir araya getiren zihniyet ne kadar da bilim dışı. Peh!