Etiketler

, , , ,



Çanakkale Cephesinde Bir Müderris: Abdullah Fevzi Efendi - Prof. Dr. Ali Osman Koçkuzu

Hayatında en az bir tane Çanakkale Harbi’ni anlatan eser okumuş olmayan yoktur herhalde. Varsa onlar da kesin filmini izlemişlerdir. Peki ben size savaşı bir de, bizzat yaşamış bir müderrisin  gözünden okuyun desem? Hatta daha da ileri gidip bu okuduğunuz kitap anlatılagelmiş olanlara hiç benzemiyor desem? Ya da savaşı başka boyutlardan okumak isteyenler için bir başvuru eseri niteliğindedir desem? Sadece Çanakkale değil Irak cephesi de var desem?

Eğer merakınızı celp edebildiysem buyurun kitabı biraz daha yakından inceleyelim:

Kitabımız İz Yayıncılıktan çıkmış olan serinin ilk kitabı. Eser, savaş döneminde Konya’da müderris olan Abdullah Fevzi Efendi’nin Arapça tuttuğu günlüklerinin Ali Osman Koçkuzu tarafından Türkçe’ye çevrilmesiyle oluşmuş.

Kitap 400 sayfa olmakla beraber kitabın arkasında indeks ve o döneme ait birkaç fotoğraf mevcut. Abdullah Fevzi Efendi’nin günlükleri 71. Sayfadan itibaren başlıyor. Öncesinde Ali Osman Koçkuzu’nun defterleri buluş hikayesi, Abdullah Fevzi Efendi hakkında bilgiler, defterleri özetleyen bölümler, Ali Osman Koçkuzu’nun kendi yorumları, alıntı bilgiler gibi içeriklerin yer aldığı bir bölüm mevcut.

Akıllara koskoca müderrisin savaşta ne işi vardı şeklinde bir soru gelebilir. Zira bildiğiniz üzere o dönemde din alimleri savaştan muaftı. Koskoca müderris derken, müderrislik o kadar kocaman bir şey mi diye düşünenler olabilir. Cevaben müderrislik şimdinin Profesörlüğü desem yanlış olmaz.

Abdullah Fevzi Efendi; hem fenni ilimlerde hem de dini ilimlerde kendini yetiştirmiş münevver bir zat, buna rağmen sırf “ İslam’a çokça düşmanlık eden İttihat ve Terakki Partisinin asker kanadını ve Osmanlı ordusunu, Müslüman askerleri ve kumandanlarını yakından tanımak için” gönüllü olarak evinden bile değerli gördüğü medresesini ve biricik öğrencilerini bırakıp askere yazılacak kadar dava sahibi birisi.

Yazdığı eserinde konuyu askeri taktik hataları ve askerin ahlakı boyutlarından ele alacağını baştan belirten Abdullah Fevzi Efendi, hususiyetle bu iki noktaya değiniyor ve kurduğu sebep sonuç ilişkileriyle sadece kırık dökükleri saymakla yetinmeyip çözüm önerileri de sunuyor. Olayları ayetler eşliğinde anlatmasıyla okuyucuyu tefekküre davet ediyor.

Canakkale_Savas_Fotograflari-15

Savaş ortamında cepheden cepheye sevkleri sırasında tanık olduğu olaylara ve hayatında ilk kez gördüğü yerlere dair yaptığı çıkarımları, tasvirleri kendisinin çok boyutlu düşünme gücünü ortaya koyuyor ve eserin zevk alınarak okunmasını sağlıyor.

O kadar zorlu şartlarda bile öğüt kısmı yazacak kadar dirayetli olan Abdullah Fevzi Efendi’nin kalemi de çok güçlü. Çanakkale’de yıkık bir caminin kürsü, mihrab,  minber gibi bölümlerini konuşturarak onların dilinden ümmete nasihatler etmekte vaziyeti özetlemekle beraber tasvirler ve halet-i ruhiyesini anlatışında direk kalbe dokunan bir dil kullanmakta.

Abdullah Fevzi Efendi’nin gözlemlerini, çıkarımlarını okurken kendisine hayran olmamak elde değil.

Canakkale_Savas_Fotograflari-57

Eee savaşı anlatmamış mı? Bombalar, mermiler, toplar, süngüler, şehitler… diyenler varsa-ki olabilir- Onlara cevaben: Taktir edersiniz ki savaş ortamında yazılıp da savaşın kanlı yüzüne değinmemek imkansız gibi bir şey.

Bu kitapta şanlı tarihimizin şanlı kumandanlarının adını okumayacaksınız. Çünkü onlar cephede yoklar. Bu kitapta akıllı hiçbir kumandanın hatta ömründe savaş görmemiş bir insanın bile vermeyeceği askeri emirleri okuyacak ve telef olan onca asker için okunan marşları sorgulayacaksınız. Bu kitapta Osmanlı nerde hata yaptı, neden başımıza bunca savaş belası geldi vb. sorularınıza cevap bulacaksınız, yeni bakış açıları edineceksiniz. O kadar da değildir canım dediğiniz yerler olabilir çünkü kitap; anlatılagelenin, bilinenin tam aksi bilgiler içeriyor.  Belki de bilinmek istenenin. Kim onbinlerce gencin boşu boşuna bir kurşun bile atamadan ölüp gittiği gerçeği yerine hepsinin canhıraş çarpışarak şehit düştüklerini duymak istemez ki.

Özetle; artık sıradan tarih kitaplarından sıkıldım yok mu canlı kanlı gerçekleri örtmeden bir kesime yalakalık yapmadan yazılmış bir tarih kitabı diyenlere bu kitap naçizane tavsiyemdir. Demeyenlere de tavsiyemdir zira eminim ki okuduktan sonra ikinci cildini okumak isteyeceksiniz.

Kitabın sonunda “ne oldu şimdi bitti mi kitap nasıl yani” tarzında serzenişleriniz olabilir çünkü kitap bir anda bitiyor. Belki de devamı ikinci cilttedir.

İkinci cildin adı: Bir müderrisin sürgün yılları

Okuyanların yorumlarını bekleriz.

Fotoğrafların kaynağı