Kararsızlığın arkasında “aid”lik sorunu var, olmalı, bence. Evet, hem de küçümsenemeyecek derecede-dir, diye tahmin ediyorum. Tabi bir de “adanmışlık” korkusu. Aslında düşünüp biraz daha çözümleme yaparak birkaç maddeye daha ulaşabilirim.

Ama nasıl üşeniyorum. :I

Son kararım.

Kararı verdim demek en sonunda.

Bunlar zincirleme değil ki arkasında, önünde olsun. Basbayağı iç içe geçmişler.

Öhüm! Toparlarsak;

Kararsızlık ve üşengeçlik aynı yolun yolcusu, aynı kahverenginin laciverdi. Yaaa! Hoca hocayı tekkede, hacı hacıyı Mekke’de bulurken bunlar da birbirlerini bir yerde bulmuyorlar. Çünkü bunlar hep beraber takılıyor. Birbirlerini doğuruyorlar, besliyorlar, birbirlerinden güç alıyorlar. Biri zayıflayınca diğeri de zayıflıyor, biri güçlenince diğeri de güçleniyor.

İnsanın bunları iş başında görünce, başını hafif yan tarafa eğip, dudaklarını büzüp, sesini yumuşatarak “Ayy! Ne kadar da organizeler, şunlaya baksana.” diyesi geliyor.

Iyyy, vıcık vıcık…

Örnek gayet sert oldu. Bünyede bu derece bozukluk yapıyorlar, anlayın işte.

Aslında yazılacak çok şey var ama yazmakla internette takılmak arasında kararsızım. Hımm, neyse… Üşenmiyor da değilim.

Üst cümledeki samimi birlikteliği görebildiniz di mi? Olay bitmiştir.

Ne kadar da mantıklı bir son.