Etiketler

, ,

Yalanı Terketmemek

Bugün Ramazan’ın 9. günü ilk 10 gün bitmek üzere, yine çok hızlı geçiyor günler.

Bizler Ramazan’da açların susuzların halini anlamaya çalışıyoruz. İftar yaklaştıkça hazır sofralar ve yemek kokularının oluşturduğu vecd haliyle halimize şükredip kalbimizi teskin ediyoruz. Ama her sahurda açlık ve susuzlukla korkutuluyoruz ya da bizzat kendimiz başkalarını korkutuyoruz. “İyi ye yarın acıkma“, “Su iç susama” söyleniş biçimleri değişse de cümlelerin ihtivası hep aynı.

Açlık nasıl bir şey ki böylesine çekiniyoruz ondan. Açların halini anlamak için bile aç kalmaya niyetimiz yok gibi. Bilinmeyen, esrarengiz ve hatta korkunç bir duygu durumu herhalde. Etrafında çimenlik olan ve o çimenliği az ötede başlayan ormandan ayıran çitle çevrili bir ev düşünelim. O evin annesi çocuğuna şunu söylüyor sürekli: “Çitten dışarı çıkma, kaybolursun” Ne var o çitin ardında? Bilmiyoruz, çünkü korku merak duygumuzu örseledi ve artık kalbimizde tek egemen güç o. Çitten dışarı çıkan kaybolur. Ama her gün çitten çıkıp işe giden baba nasıl her akşam evin yolunu buluyor?

ACIKMA! Emir net. Acıkmak kötü bir şey olmalı. Bütün dünyayı özellikle Afrikayı dolaşsa bile bize uğramamalı. Aç kalmak… Orucun aç kalmak olduğunu bize kim öğretti? İftar yaklaştıkça birbirimize aynı soruyu soruyoruz: “Acıktın mı? “ Kabul edelim açları anlamak istemiyoruz. Hele de mükellef bir sofra karşımızda dururken… Kaç aç böyle bir sofrayla doyuruyor karnını. Yine yakalandık. Riyakarlığımız yine çalındı yüzümüze. Bir Ramazan boyunca Peygamber aleyhisselamın sofrasına benzer sofra kurmaya kaç kişiyi ikna edebilir, kaç misafiri bu sofrada ağırlayabiliriz?

Acıktıkça mutlu olsak mesela. Nefsimizin inadına şöyle kebaplı yemek programları izleyip sonra oturup bir ay boyunca aynı çorbayı bir parça kuru ekmekle içip kalksak sofradan. Artık canımıza tak etse aç yatmak ve yatağımızda içli içli ağlasak açlıktan. Ya da tam gönlümüze göre olan bir sofradan her seferinde karnımız doymadan kalksak. Asla birinci durumdan daha az nitelikli bir iş yapmış olmayız.

Susuz kalanları anlamak için bile susuz kalmaya niyetimiz yok. Oysa biliyoruz ki öldüğümüzde elinde bir tasla gelecek şeytan üstelik biz dünyadakine benzemeyen şiddette susuzluktan kavruluyorken. Susuzluk iyi değil ama korkunç da değil. Şöyle desek daha iyi olmaz mı: “Bizler susuzluktan korkmayız, susuzluk korkunç bir şey değil haram bir içeceği içmek asıl korkulması gereken.

Bir insan açlığa ve susuzluğa ne kadar dayanır bilmiyorum ama aç ve susuz kalma fikrine 18 saat bile dayanamıyor.