Geçen hafta Nuri PAKDİL kitap fuarı münasebetiyle Trabzon’daydı ve biz de söyleşisindeydik.

Tamam, itiraf ediyorum. Yedi Güzel Adam’la tanıdım Nuri PAKDİL’i. Bir itiraf daha; geçen haftaya kadar hiçbir kitabını okumamıştım.

Fakat söyleyişi çok güzeldi. Kınamalara, dışlamalara ve yaşadığı bir çok zorluğa rağmen dik duran bir insanı kanlı canlı görmek insana çok farklı duygular yaşatıyor.

İnşaAllah söyleşiyi ayrı bir başlık halinde yazacağım. Şimdi başka şeyler söylemek istiyorum.

Üniversite son sınıfta garip şeyler yaşadım. Bilemiyorum, sanki böyle şeyler olmasaydı Cumhuriyet’in kuruluşundan belki de Tanzimat’tan beri süre gelen bazı hadiseleri anlayamacaktım gibi. En azından şimdi 70lerdeki ve 80lerdeki olaylara daha empatili bir gözle bakabiliyorum. Her neyse mevzu bu değil. İşte bu garip şeyleri yaşarken hep akıl danışabileceğim ve fikirlerine tam anlamıyla güvenemediğim bir büyüğüm olmadığına üzülürdüm.

Sonra bu açığın nispeten güzel insanların kitaplarıyla doldurulabileceğini öğrendim. Şimdilerdeyse benden asırlar önce yaşamış hocalarım yazdıklarıyla yoluma ışık tutuyorlar. Ve benden çok uzaklarda yaşayan videolarıyla fikir dünyamı zenginleştiren hocalarım var.

Ve ben hepsini Allah rızası için çok seviyorum. Böyle zamanlarda tüm zayıflığıma rağmen büyük şeyler düşlüyorum.

Reklamlar