Hep derim bu hallerim Trabzon’un havalarından diye… Sabah sisli, öğlen güneşli, akşama doğru yağmurlu. Bir gün öncesi kış soğuğu, bir gün sonrası yaz sıcağı… Yağmur güneş, gri bulutlar beyaz bulutlar, gri gökyüzü mavi gökyüzü, hep güneş hiç güneş, kapkara deniz masmavi deniz, hırçın deniz sakin deniz, rüzgarlar dupduru havalar…

Özneyi Trabzon değil Faesko yapalım. İşte ben, memnum oldum…

Sanırım uzun zamandır niye yazmadığımın cevabı olabilir bu satırlar.

Şimdi niye yazdığıma gelirsek,

gelmeyelim daha vakti var.

Bugün Recep ayının 1’i. Mutlu olmak için yetmez mi? Yetmeli… İçimizin karamsar yanını içimizden atabilseydik Recep ayının 1’i bize çok şey çağrıştırabilir ve bizi mutlu etmeye yetebilirdi.

İçimizin karamsar yanı hangi tarafa kalır? Denizi arkana al 200 metre git oradan birilerine tekrar sorarsın. Tabi ya, denizi arkamıza aldığımız için bütün bunlar. Denizi arkamıza alınca yüzümüzü neye dönmüş oluruz?

Benim yüzümden, yüzümden yüz çevirdim! Gitmek istemek benim de peşimi bırakmayan şımarık bir istek… Kalbimde hiç görmediğim ve bilmediğim coğrafyaların sevgisini taşıyorum. Tüm yorgun hissedişlerime rağmen gitmeye ayrılmış özel bir son takatim var gibi. Gibi… Ah! şu emin olamayış…

Yunus (as)’ın kıssası da olmasa neyle teskin ederdim kalbimi? Olmuyor deyip tutulduğum her gitme hevesimde ve ardından yaşadığım pişmanlıkta sığındığım bu liman bir tek kalbimi değil aklımı da koruyor.

İnsan kendini bırakıp da gidemiyorsa gitmek neye yarar demişsem de gitme hevesinden geçemedim. Her gitme hevesim depreştiğinde uzun mülahazalar sonunda söz yine bende düğümlenmiş ve gitme değil kaçma hevesinde olduğum konusunda kendimle hemfikir olmuşluğumun sertçe yüzüme çarpılmasından Yunus (as)’ın kıssasıyla kurtulmuşumdur.

Gitmek ya da gerçekçi bir ifadeyle kaçma isteği insani bir dürtü besbelli. Yanında kalbi sıkıştıran, nefesi sıklaştıran, aklı karıştıran öfke barındırdığını inkar edemeyiz.

Gitmek isteyenleri ayıplamak olmaz. Gitmekle daha iyi olunacağı hevesi yakamızı bıraksa gitmek hevesinde olmadığımızı da göreceğiz. Kendimize kızıp gidecek yerimizin olmayışı şu dünya hayatının en zorlu yanlarından biri. İçimizde çırpınan o şey… Adı ne onun? Bir Yunus’un karanlık karnına sıkışmış gibi çırpınıp duran ve göğüs kafesimizi yumruklayan…

Ben bir dua biliyorum. Daha önce bundan daha zorunu yaşamışın duası. Asla kaçılamayacaktan kaçamayanın duası. Kabul edilmiş bir tövbenin duası. Sıkıntıdan felaha kavuşanın duası.

Yunus (as)'ın duasıMeali: “(Allah’ım) Senden başka ilah yoktur, seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum”

Son olarak;

“Allah’ım Recep ve Şaban’ı bize mübarek kıl. Bizi Ramazan’a ulaştır.” Amin

 

Reklamlar